KIRMIZI BALIGIN MACERALARI ...

17 Kasım 2009

Nereden başlasak?


O kadar uzun zaman oldu ki, 1.5 yılı geçti yazmayalı. Ç
oook şeyler oldu, çok büyüdü Kırmızı Balık. Neler yaptı minik balık bu sürede?
  • Okula başladı (Mayıs 2008).
  • Okula alışma sürecinde bol bol duygu sömürüsü yaptı: -Seni çok özlüyorum anne. -Ben arkadaş, oyuncak istemiyorum, seni istiyorum...
  • Bezi bıraktı (Ağustos 2008): Vakti gelmiş de geçiyordu ki nihayet bu işe el attık.
  • 3 yaş sınıfına geçti (Eylül 2008): büyüdü yavruş :)
  • 3 yaş sınıfında yeni faaliyetlere başladı: müzik, seramik, drama, ingilizce, bale
  • Derslerini anlattı: - Balede kendi eksenimiz etrafında daire çizdik!
  • İnatçılık yaptı (mütemadiyen): 3 yaş yolculuğu kolay değildi.
  • 3 yaşını bitirdi: Ailecek sevdik bu 3 yaşı, 2 yaştan sonra pek iyi geldi :) İyi ki Doğdun Kırmızı Balık! Mutlu yaşlara.
  • Okul sayesinde meyve sebze yemeye başladı: Yaşasın!
  • Bol bol hasta oldu: Bu da tuzu biberi, okulun kaçınılmaz yan etkisi.
  • My Gym'e başladı (Aralık 2008): Hastası oldu, her haftasonunu top havuzunda geçirir oldu.
  • Müzik dersine başladı (Şubat 2009): Buna da bayıldı, aktivite insanı :)
  • Okulda sene sonunda bale, drama ve müzik gösterisi yaptı (Haziran 2009): Çoook güzeldi, minicikleri gözlerimiz dolarak izledik :)
  • 4 yaş sınıfına geçti (Temmuz 2009): Çok gururlandı bu durumdan, uzun süre her gördüğüne 4 yaş sınıfına geçtiğini anlattı.
  • Yaz tatiline çıktı, anne babayla 3 ülke 3 şehir gezdi (Ağustos 2009): Çook usluydu, çok eğlendi. Kendisine gezmek olsun, yeter!
  • Buz pateni dersine başladı (Kasım 2009): Barbie'nin buz pateni yaptığı bir film seyretmesinin ardından günlerce sayıklayarak kendisini derse kaydettirdi. Bayıldı, buzdan çıkmıyor!

05 Mayıs 2008

Bugun 23 Nisan!

Kirmizi Balik 23 Nisan'i, kendisi gibi minik baliklarla birlikte "en sevdigi sarki soyleyen teyze" Yildiz Ibrahimova'nin nin sarkilariyla kutladi. O gun minik baliklar ellerinde bayraklarla sarkilar soylediler, dans ettiler, hopladilar zipladilar, tum enerjileriyle bayramlarini kutladilar.

Kirmizi Balik'in kendi deyimiyle en sevdigi sarki soyleyen teyzeyle tanisikligi su sekilde basladi: Kirmizi Balik bir yili askin suredir Yildiz Ibrahimova'nin minik baliklar icin yapmis oldugu Cocukca Sarkilar albumunu severek dinliyor. Son birkac aydir da sarkilara eslik ediyor. Bu album bizim yol arkadasimiz, arabada mutlaka bu albumden o anda istedigi sarkilari dinleyerek yolculuk ediyor Kirmizi Balik.
23 Nisan'da kendisiyle tanisma firsati bulunca, Kirmizi Balik Yildiz Ibrahimova'ya albumunu imzalatti ve keyifle dinledigi boyle bir calisma yaptigi icin cok tesekkur etti.

16 Nisan 2008

Bahar geldi, aktiviteler artti

Baharin gelmesiyle birlikte Kirmizi Balik sosyal faaliyetlerini artirdi.
Harikalar Diyari'na gittik...
Iki sirine

Arkadaslarimizla pazar kahvaltilari yaptik...

Zeynep ve Kirmizi Balik

"Biraz yedik, biraz sallandik"

Andac ve Kirmizi Balik

Taylan'in yasgununde cok eglendik...

"Iyi ki dogdun Taylan!"

12 Ocak 2008

İyi ki doğdun Kırmızı Balık!

Kırmızı Balık 2 yaşındaaa! Kırmızı Balık 2. yaşgününü evde anne, baba, anneanne, babaanne, dedeler, amca, dayı, yenge, nine, teyzeler, eniştelerle kutladı. Kırmızı Balık bu yıl her şeyin daha çok farkına vardı. Defalarca yaşgünü mumunu söndürdü, kendisi için "iyi ki doğdun" diye şarkılar söyledi ve hediyelerin birinden diğerine koşturdu. Pastasından yedi, fotoğraflar çektirdi, oyuncaklarıyla oynadı. Kırmızı Balık o gün çok mutluydu. İşte fotoğraflar




Bitiren anlar

Kırmızı Balık artık konuşuyor. Hem de bazen kendisine cevap vermeye kelimeler yetmiyor. İşte örnekler:

- Kırmızı Balık doktora gitmekten pek hoşlanmıyor. 1 yaşından beri tüm doktor randevularımız muayene sırasındaki ağlama nöbetleri sebebiyle herkes için çok yorucu geçiyor. Kırmızı Balık'ın 2 yaşını doldurması sebebiyle kontrole giderken Kırmızı Balık hastaneyi tanıdı, doktora gittiğimizi anladı ve
"Doktor teyzeye gidiyoruz. Ben şimdi ağlıcam, böyle bee diye bağırıcam" dedi.
Beklendiği üzere doktor teyzeyle karşılaştığı anda da planını uyguladı.

- Kırmızı Balık hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği için doktorumuz ilaç verdi. Kırmızı Balık'ın babası ilaç içmeyi hiç sevmeyen Kırmızı Balık'a şurup içirebilmek için "Bak sana şeker suyu vereceğim." diyerek Kırmızı Balık'ı kandırmayı denedi. Kırmızı Balık şurup şişesine şöyle bir baktı ve
"Ben ilaç içemem. Kusarım." dedi.
O anda anne ve babanın gözlerinin önünden yaşanacak 5 günlük ilaç kabusu bir film şeridi gibi geçmekteydi.

-Kırmızı Balık basamakları poposunun üzerinde teker teker inmeye çalışırken sırtını bir üst basamağa çarptı. Acısının geçmesi için babasının sırtını öpmesini istedi, babası öptü. Annesinin de sırtını öpmesini isteyince anne aşağı eğilmek yerine eliyle sırtına öpüyor gibi dokunup o sırada da öpücük sesi çıkardı. Bu durumu farkeden Kırmızı Balık,
"Anne, parmakla değil, ağzınla öp!" dedi.
Anne emri hemen yerine getirdi :)

Artık okula başladık

Kırmızı Balık'ın haberlerini yazmayalı yine çok uzun zaman oldu. Bu süre içinde Kırmızı Balık bir kreşte anneli oyun (bizimki anneanneli oyun)grubuna gitmeye başladı. Kırmızı Balık Eylül ayından beri haftada iki gün diğer balıklarla birlikte aktivite yapıyor ve oyun oynuyor. Kırmızı Balık'a sorunca "Okulda ne yaptın bugün?" diye, cevap hiç değişmiyor: "Boyama, zıp zıp". Kırmızı Balık için bütün el işi aktiviteleri "boyama", en sevdiği ve hatırına okula gittiği oyuncak da "zıp zıp". Kırmızı Balık okulda yeni şarkılar ve oyunlar öğreniyor, evde anne ve babaya öğretiyor. Her zaman okula anneanneyle giden Kırmızı Balık bir izin gününde anne ve babayla okula gitti. Kırmızı Balık anne ve babanın yabancı oldukları okul ortamına alışmaları için ellerinden çeke çeke sınıfına götürdü, koşturarak sevdiği oyuncakları ve oyun alanını gösterdi. Kırmızı Balık okulunu anne babaya tanıtmak için sevimli bir telaş içinde çabalayıp durdu :)

23 Kasım 2007

Büyümüş müyüm?

sokak defilesi

minik balık piknikte

" baba paaka!"

miyaaaav!

30 Eylül 2007

Şarkılar

Kırmızı Balık son günlerde şarkı söylemeye başladı. İlk söylemeye başladığı şarkı Kardan Adam. Kırmızı Balık gelen istekleri hiç geri çevirmiyor ve her defasında bıkmadan şarkısını söylüyor. Kırmızı Balık’ın söylediği haliyle Kardan Adam:
Kardandam, senden korkmaz bemim babam! Süpürgen var.
Şarkı burada bitiyor. Şarkıyı daha uzun bilenler varsa doğrusu yukarıdaki gibidir, buradan öğrenebilirsiniz.
İkinci şarkımız Küçük Kurbağa. Bu şarkı için o kadar istekli değil Kırmızı Balık, hem de bu şarkı çok kısa: küçük kurbağa küçük kurbağa
Bu şarkı da burada bitiyor, çok kısa olduğu için Kırmızı Balık bu şarkıyı yeterince anlamlı bulmuyor, nadiren söylüyor.
Üçüncü şarkımız İyi ki doğdun! İşte Kırmızı Balık buna bayılıyor. Hem bu şarkı daha uzun, söyleyince şöyle bir keyfi çıkıyor.
İyi ki doğdun Irmaaak, İyi ki doğdun Irmaaak, İyi ki doğdun Irmaaak, Mutlu yıllar sanaaa
Kırmızı Balık bazen isimlerde değişiklik yapıyor, anne babaya söylüyor şarkısını. Bu şarkıyı genelde mum ışığında söylüyor Kırmızı Balık :) Yaşgünü mumu mutlaka yakılıyor, Kırmızı Balık üflüyor, başlıyor şarkısına. Sonra tekrar mum yakılıyor, Kırmızı Balık üflüyor, şarkıyı bir daha söylüyor. Sonra tekrar mum yakılıyor, Kırmızı Balık üflüyor, şarkıyı bir daha söylüyor. Sonra tekrar mum...
Dördüncü ve şimdilik son şarkımız Bye Bye Babies. Bu şarkı da Kırmızı Balık’ın gençlik hatta çok gençlik günlerinden. Bu şarkı Kırmızı Balık’ın havuza gittiği zamanlardan... Ders bitiminde minik balıklar öğretmenlerine ve birbirlerine bu şarkıyla veda ederlerdi. Derslerin bittiği günden bu yana bu şarkı pek söylenmemiş olmasına rağmen bir gün Kırmızı Balık bu şarkının melodisini kendi kendine söyleyince anne ve baba bu nostaljik şarkıyı hemen günlük hayata soktular ve o gün bugündur bu şarkıyı da söylüyoruz, seviyoruz.

19 Eylül 2007

Çalışma masası

Kırmızı Balık sabahları uyandığında yatağından “anne kucağıma” diye seslenir, anne biraz gecikirse gittikçe artan ses tonuyla kucağa alınma isteğini tekrarlar, işi ağlamaya kadar götürebilirdi. Özellikle hafta içi günlerde bir koşturmaca halinde olan anne baba Kırmızı Balık’ın uyanma çığlığı ile onu da çabucak hazırlamaya ve evden bir an önce çıkmaya çalışırlardı.
Sonra bir gün babası Kırmızı Balık’a boyuna uygun cicili bicili bir masa ve sandalye alıp geldi. Kırmızı Balık tüm boyama çalışmalarını bu masada yapmaya, yemeklerini burada yemeye ve hatta boş zamanlarını burada geçirmeye başladı. Masanın gelişinden sonraki gün anne ve baba sabah hazırlıklarını tamamlayıp Kırmızı Balık’ın uyanmasını beklemeye başladılar. Kırmızı Balık kalkmadığı için anne işe geç kalıyordu. Sonunda Kırmızı Balık’ı uyandırmak için odasına giden anne ve baba Kırmızı Balık’ı masasında, elinde boya kalemleriyle günlük çalışmalarına başlamış halde buldular. Kırmızı Balık uyanınca anneyi çağırmak, bağırmak bir yana, gık çıkarmadan makamına geçmiş, günlük işlerine başlamıştı.
Bundan sonra işe geç kalmamak için Kırmızı Balık’ın masasını gözden kaçırmamak gerekiyor.

06 Eylül 2007

Cici ev

Geçen akşam Kırmızı Balık eve akşam geç bir saatte döndü ve kapıyı açıp da karanlık eve girince “Anne! Saat 13, kork” dedi doğal olarak. Anne ve baba Kırmızı Balık’ın korkmasını engellemek için “bak burası bizim evimiz, korkacak bir şey yok, cici evimiz, güzel evimiz” diye Kırmızı Balık’ı ikna etmeye çalışırken Kırmızı Balık gözüne kestirdiği en yakın duvara doğru koşmaya başladı. Minik kollarını iki yana açıp duvara sarıldı ve “cici ev, cici ev” diyerek duvarı öpüp evine olan sevgisini en güzel biçimde gösterdi. Neymiş? Evimizi seviyorsak şımarmasından korkmadan duvarlarını öpüp ona bu sevgimizi göstermemiz gerekiyormuş!

Saat 13

Kırmızı Balık herhangi bir nedenden dolayı korktuğunda bunu anlatmak için ilginç bir yöntem geliştirdi. Hemen minik kaşlarını çatıyor, en yakınında kim varsa ona yapışıyor ve “Saat13! Kork!” diyor. Anne ve baba korkmakla saat 13’ün ilişkisini hala çözememiş olmakla birlikte eğer saat 13’se hemen Kırmızı Balık’a sarılarak neden korktuğunu anlamaya çalışıyorlar. Kırmızı Balık akşam karanlıkta eve girdiğimizde, yüksek bir ses duyduğunda, onu tedirgin eden bir mekanda vs hemen saatin 13 olduğuna karar veriyor. Kırmızı Balık 30 Ağustos’ta yaptığı Kapadokya gezisinde Derinkuyu yer altı şehrini “saat 13! Saat 13!” nidalarıyla gezdi.

25 Ağustos 2007

Birkaç Resim Daha

"Bi ondan bi bundan"


"İki çiçek bir balık"



" Kırmızı Balık anneyi parka gezmeye götürmüştü"





"Sadece poz vermek için... :) "




Sonunda Birkaç Resim

"Kıyafetlerle uyumlu seçilen takıların sponsoru Anne"


"Kırmızı Balık ilk 18 ay boyunca hiç emzik emmemişti. Aniden bir gün denemeye karar verdi. İşte bu da o an"

"Babalar ne işe yarar?"


"Sudan çıkmış Kırmızı Balık"






Cici kediler!

" Kedilerin korkulu rüyası"

Tatile kadar hayvanlarla tek teması köpeğimiz Tüy ile olan Kırmızı Balık tatilde kedileri yakından tanıma fırsatı buldu. Zavallı Tüy Kırmızı Balık'ın bazen biraz haşin olan sevgisine ses çıkarmadığından olsa gerek aynı sevgi şeklini kedilere de uygulayan Kırmızı Balık'ın bu tavrı yöre kedileri tarafından karşılıksız bırakılmadı! Anne babanın tüm koruma kollama gayretlerine rağmen en sonunda küçük bir tırmık yedi Kırmızı Balık. Sonra da herkese elini gösterip "Kedi, uff!" diyerek şikayet etti zavallı kedileri.


Kırmızı Balık tatilde


Kırmızı Balık anne ve babasıyla birlikte yıllık iznini kullanarak tatile çıktı. Kırmızı Balık Ankara'nın sıcağından sonra serin olur umuduyla Bodrum'a gitmeyi tercih etti bu yıl. Tatilde genel olarak çok uyumlu ve sakin olan Kırmızı Balık denize girmeye, kumlarda oynamaya ve kendi deyimiyle kaniko (kornetto=her türlü dondurma türevi) yemeye doyamadı. Kırmızı Balık'ı çok sevdiği denizden çıkarmak hiç kolay olmadı tatil boyunca. Denize girdikten bir süre sonra Kırmızı Balık'ın üşümesinden korkan anne-baba ve Kırmızı Balık arasında her gün şu konuşma tekrarlandı durdu:
Anne: Çok soğuk oldu. Çıkalım mı?
Kırmızı Balık: Çıka yok!
Biraz sonra Anne: Üşüdün mü?
Kırmızı Balık: Üşü yok!
Biraz daha denizde oynadıktan sonra anne son noktayı koymaya karar verince,
Anne: Hadi ama, çok üşüdük. Çıkalım. Hadi...
Kırmızı Balık: Hadi yok!
Bu konuşmanın sonunda genelde Kırmızı Balık biraz bağırtılarak denizden çıkarılınca günün ikinci keyif zamanının pazarlığı başlıyor bu sefer. Üstelik neyin kimden isteneceğini de gayet iyi biliyor Kırmızı Balık: Baba! Kaniko...
Babanın hemen gidip biricik Kırmızı Balık'ına "kaniko" almasının ardından deniz kenarında kaniko keyfi başlıyor bu sefer. Eğer sabah ve akşamüstü olmak üzere iki sefer denize gidilmiş ise günde iki kez denizden çıkar çıkmaz kaniko keyfi yapılıyor.
İşte Kırmızı Balık'ın tatili böylece geçip gitti. Şimdi ailecek bir sonraki tatili ve tamamen birlikte geçirilecek o birkaç günü iple çekiyoruz.

28 Haziran 2007

Fıçı fıçı fırçala dişleri


"Dişler çıkarken kullandığımız oyuncaklar artık gerilerde kaldı. Şimdi diş fırçası zamanı .."

Kırmızı balığın ölçekli bir maket izlenimi veren, kendi boyutlarına uygun bir diş fırçası var. Tabii ki meyve aromalı diş macunu olduğunu söylemeye bile gerek yok. Akşam yatmadan önce diş fırçalanır ilkesini azıcık ileriye götürüp tüm gece diş fırçalanır şeklinde yorumlayan Kırmızı Balık, anne ve babasının uyku akan gözlerinin içine bakıp “diss diss” nidaları ile dişlerini fırçalamaya devam ediyor.

Buzdolabındaki Terlikler

Kırmızı balık giderek artan yaratıcılığını anne ve babasını şaşırtmak için de kullanıyor. Anne ve baba terliklerin ayakkabılıkta, diş macununun banyoda durması gibi klasik bir düşünce anlayışına sahipken, Kırmızı Balık tüm bu geleneklere meydan okuyor. Yürümek, birşeyler taşıyabilmek ve kapakları açabilmek gibi fiziksel becerilerini de bu yaratıcılığı ile birleştirince ortaya buzdolabındaki terlikler gibi sürrealist çalışmalar çıkıyor.
Kırmızı Balık bir yandan da evinde düzen istiyor. Bunun için de tüm gün oradan oraya koşuşturup eşya taşıyor. Anne ve babasının engelleme çalışmalarına rağmen minik bedeniyle bir arı gibi çalışıp dolaplarda ve çekmecelerde kapalı kalan eşyalara özgürlük dağıtıyor.

Zor Günler

Kırmızı Balık 1.5 yaşını doldururken annesi artık emmeyi bırakma zamanının geldiğine karar verdi. Kırmızı Balık’ın neredeyse tüm arkadaşları emmeyi bırakmış, yemeklerini güzelce yiyen, büyük, akıllı balıklar haline gelmişlerdi. Ancak annesi Kırmızı Balık’ın emme konusundaki ısrarından dolayı umutsuzluğa kapılıyordu. Kırmızı Balık bu konuda annesinin korkularını boşa çıkardı ve bu süreçte annesine çok yardımcı oldu. Kırmızı Balık şimdi arada bir biraz huysuzluk ediyor ama bu zor günlerinde Kırmızı Balık’a karşı anlayışlı olmak lazım. Kırmızı Balık kendi küçük çapında büyük bir iş başarıyor!

Azılı Kırmızı Balık

Kırmızı Balık 7. dişin ardından 14 Haziran’da ilk azı dişini çıkarttı. Artık tüm yemeklerin kendisinden korktuğu azılı bir balık o!

Not: 27 Haziran'da ikinci azı gorundu.

Küçük geveze

Kırmızı Balık her fırsatta eline geçirdiği herhangi bir nesneyi telefon gibi kulağına götürerek hayali arkadaşıyla bizim anlamadığımız bir dilde konuşuyor. Dakikalarca maceralarını anlatan Kırmızı Balık sohbetin heyecanlı yerlerinde elini kolunu sallıyor, ses tonunu yükseltiyor, bazen kahkahalar atıyor! Geveze Kırmızı Balık hayali arkadaşının konuşmasına fırsat vermek için bazen konuşmaya ara veriyor, dinliyor, sonra devam ediyor. Kırmızı Balık’ın performansına bakılırsa ileride yüklü telefon faturaları ödeyeceğimiz daha şimdiden kesin görünüyor!

Yine hep birlikte

Kırmızı Balık’ın babası Şubat sonunda Türkiye’ye, minik balığına ve evine döndü. İki ay aradan sonra babasını ilk kez gören Kırmızı Balık bu uzun ayrılıktan dolayı babasına küstü. Babasının yüzüne bakmayan, başını çeviren, görmezden gelen Kırmızı Balık’ın sevgi dolu kalbi ancak birkaç dakika küs kalabildi ve sonunda Kırmızı Balık kendisini babasının kucağına attı. Bütün geceyi sarmaş dolaş geçiren Kırmızı Balık ve babası hasret giderdiler.
Babanın dönmesiyle Kırmızı Balık anneannesindeki uzun misafirliğine son verip anne ve babasıyla kendi evlerine yerleşti. Kırmızı Balık yeni düzeni içinde günün erken saatlerinde başlayan koşturmacalı bir hayata başladı. Kırmızı Balık her sabah uyanıyor, hazırlanıyor, çantasını hazırlıyor ve haftanın gününe göre ya anneannesine ya da babaannesine gidiyor, akşam da tekrar toplanıp eve geri dönüyor. Kırmızı Balık yüksek tempolu, bol aktiviteli yeni hayatını sevmiş görünüyor.

19 Şubat 2007

Özetler

Kırmızı Balık'ın haberlerini yazmayalı maalesef çok uzun zaman oldu. Kırmızı Balık'ın annesi bazen zaman bulamadı, bazen de zamanı olsa enerjisi olmadı. Belki özetlerle arayı kapatabiliriz.
Kırmızı Balık'ın bağıran çağıran yemek yemeyen bir küçük canavar olduğu günlerde doktor teyzesi o minik kulaklara orta kulak iltihabı teşhisi koydu. Kırmızı Balık'ın, annesi tüm gün işe gittiği, babası Amerika'ya döndüğü vs için değil, kulağı çok ağrıdığı için bağırdığı anlaşıldı. Kırmızı Balık hemen antibiyotik tedavisine başladı. Ve 2-3 gün içinde ağrıları azaldı ve eski mutlu günlerine geri döndü. Ve hatta anne biraz da şaşırarak Kırmızı Balık'ın kendisini aslında hiç aramadığını, anne yokken de keyfinin gayet yerinde olduğunu gördü. Anne bu duruma sevinmekle birlikte biraz da bozuldu :) Aslında Kırmızı balık sürekli kulağını çekiştirerek derdini anlatmaya çalışıyordu ama maalesef herkes onun huzursuzluğunu başka sebeplere bağlıyordu. Nihayet anlaşılabilmiş olan Kırmızı Balık yemeklerini de yemeye başladı ve kendine güzel bir gıdı ve göbiş yapmak üzere epey yol aldı.
Bu sırada Kırmızı Balık'ın yaşgünü yaklaşıyordu. Baba Kırmızı Balık'ın yaşgünü ve yılbaşı tatili için Türkiye'ye geldi. Kırmızı Balık'ın ilk yaşgünü için anne ve baba her yeri süsledi. Kırmızı Balık yaşgününü kalabalık bir aile toplantısıyla kutladı. O gün yürüme alıştırmalarına hız verdi, hediyelerini açtı, yeni oyuncaklarıyla oynadı, kucaktan kucağa gezdi, uğur böceği pastasından yedi ve en çok da kameralara poz verdi :)
Kırmızı Balık yaşgününden sonra yürüme çalışmalarına hız verdi. Veee 15 Ocak'ta hiç tutunmadan 4-5 adım yürüdü. Herkes Kırmızı Balık'ın 1 hafta 10 güne kalmaz yürümesini beklerken Kırmızı Balık fazla temkinli bir tutum izledi ve ancak 18 Şubat'ta kendi başına 7-8 adım yürüdü. Kırmızı Balık tam olarak yürümek için hala kendine güvenini kazanacağı günleri bekliyor.
Kırmızı Balık 4. dişini Amerika'dan Türkiye'ye dönüş yolculuğunda çıkartmıştı. O gün bu gündür yaklaşık 3 aydır tek bir diş daha çıkartmayan Kırmızı Balık sadece 4 diş ile 14 ayını bitirecek gibi görünüyor. Bu süre içinde Kırmızı Balık'ın her huysuzluğunu dişe bağlayan anne artık yeni diş beklentisinden vazgeçti. Şu an 4 yeni diş daha yolda, ama ne zaman gelirler belli olmaz.
Kırmızı Balık bu süre içinde gayet laftan anlayan ama işine gelmediğinde kulağının üzerine oturan bir cimcime halini aldı. Her gördüğünü kaydeden, taklit eden küçük bir taklitçi maymun oldu. Ayrıca Kırmızı Balık kendisine özel bir dil geliştirdi ve kimsenin anlamadığı bu dili saatlerce yorulmadan konuşabildiğini her fırsatta göstermeye başladı. Kırmızı Balık köpeğimiz Tüy'le de kendi ölçülerinde sevgi dolu ve mutlu bir ilişki geliştirdi ve sınırlı kelime repertuarında Tüy'e de yer verdi.
Kırmızı Balık baba, anneanne, babaanne, dede vb. kelimeleri bilmek ve zaman zaman doğru kullanmakla birlikte bakımını üstlenen herkese annelik payesini uygun görüyor. Kendisiyle ilgilenen, bakımını üstlenen herkese anne diyen Kırmızı Balık "annelerine" içinden gelince bir de öpücük veriyor.
Kırmızı Balık artık babasının dönüşü için gün sayıyor ve babasının kucağında uyuyacağı, geceleri babasını uyandıracağı günleri iple çekiyor.
Kırmızı Balık'ın babasına notu: Önceki postada yazmış olduğun gibi seni unutmadım babacığım, fotoğraflarında da videoda da seni tanıyıp gülücükler saçıp baba baba diyorum, sen hiç merak etme...

09 Şubat 2007

Babasindan minik kizina,

Benim minik kizim. Simdi benden cook uzaklarda yataginda minik minik uyuyorsun. O kucuk ellerini, minik agzini, kocaman bezli poponu herseyini o kadar ozledim ki...
Donup dolasip bendeki resimlerine bakiyorum. En sevdigim resimlerin benim kucagimda olanlar :)
Ben seni hep ruyamda goruyorum. Kimbilir sen neler goruyorsun ruyalarinda? Bulanik da olsa benimle ilgili anilar hic canlaniyor mu acaba aklinda?

Seni seven Babba

05 Ocak 2007

Sudan çıkmış Kırmızı Balık

Kırmızı Balık Türkiye'deki birkaç günün ardından sudan çıkmışa döndü. Babanın Amerika'ya geri dönmesi ve annenin işe başlamasıyla dünyası değişen Kırmızı Balık "çıldırdı". İlk bir haftayı bağırarak, kucaktan (mümkünse annesinin kucağı) inmeyerek ve de tek lokma yemeyerek geçiren Kırmızı Balık en başta anne olmak üzere herkesi çok üzdü. Kırmızı Balık ilk hafta içinde kilo kaybetti, tombik yanakları süzüldü ve hemen hemen hiç emeklemedi ve yürümedi. Birinci haftanın sonunda Kırmızı Balık sürekli ağlayıp bağıran, aralıksız 5 saat emen ve kucaktan hiç inmeyen küçük bir canavara dönüştü. Annesi Kırmızı Balık'ı gelişiminin değerlendirilmesi için Türkiye'deki doktor teyzesine göstermek istiyordu. Bu şartlar altında anne ilk hafta sonunda koşarak doktor teyzenin yolunu tuttu...

Türkiye'ye dönüş

"Kırmızı Balık yolculuğun son saatlerini değerlendirirken..."

Kırmızı Balık Türkiye'ye gideceği gün 11. ayını doldurdu. 11. aydönümünü havaalanında kutlayan Kırmızı Balık yolculukta artık 11 aylık olmanın verdiği olgunlukla çok uyumlu ve sakindi. Ayrıca Kırmızı Balık o gün 4. dişini de çıkardı. Buna rağmen yemeklerini çok güzel yedi ve genelde uyudu. Bu yolculuk için yeterince uslu durduğuna karar veren Kırmızı balık Londra-Ankara uçuşu sırasında kan dolaşımını düzenlemek ve bacaklarını açmak için uçuşun son iki saatini yürüyüşle değerlendirdi. Kırmızı Balık'ı karşılamaya anneannesi, babaannesi, 2 dedesi, amcası, yengesi ve dayısı geldiler. Nihayet Kırmızı Balık uzun bir yolculuktan sonra sevenleriyle buluştu :)


24 Kasım 2006

Yolculuk hazırlıkları

Kırmızı Balık 29 Kasım Çarşamba günü Türkiye'de sevenleriyle buluşmak üzere yola çıkıyor! Yolculuk öncesinde Kırmızı Balık yoğun şekilde eşyalarını toplamakla uğraşıyor. Kıyafetlerinden de oyuncaklarından da vazgeçemeyen Kırmızı Balık'ın bugünlerde en büyük derdi bavullara sığabilmek. Kırmızı Balık annenin topladığı bavulları sürekli kontrol ediyor ve sıklıkla beğenmediği şeyleri bavuldan çekip çıkarıveriyor. Yolculuk hazırlıkları "annenin 2 saatte doldurduğu bavulu Kırmızı Balık yarım saatte boşaltırsa yola ne zaman çıkabiliriz" şeklindeki bavul problemlerini çözmekle geçiyor :) Neyse ki birkaç gündür yoğun şekilde çalışan Kırmızı Balık hazırlıklarını neredeyse tamamladı.
30 Kasım akşamı Türkiye'de görüşebilmek ümidiyle...

Not: Problemin çözümü: Bavullar Kırmızı Balık uyuduktan sonra toplanırsa 29 Kasım'da yola çıkılabilir :)

Kıpır kıpır

Kırmızı Balık artık tutunacak bir yer bulduğu her yerde ayağa kalkabiliyor ve istediği zaman yavaşça yere oturabiliyor. Üstelik Kırmızı Balık sıralamaya başladıktan sonra bacak kasları iyice güçlenmiş olacak ki hızla emeklemeye başladı. Bu yeni yetenekleri ona şimdiye kadar tatmadığı bir özgürlük sağladı ve Kırmızı Balık bu özgürlüğü sonuna kadar kullanmaya karar verdi. Artık Kırmızı Balık'ın oturduğu anlar çok nadir... İstediği zaman emekleyip, ayağa kalkıp, ortalığı birbirine katıp yoluna devam eden Kırmızı Balık'ı tutmak mümkün olmuyor. Artık oturarak oyuncaklarıyla oynadığı, annenin arada bir Kırmızı Balık'ı kontrol ederek işlerini yaptığı huzurlu günler çok gerilerde kaldı. Artık kıpır kıpır günler başladı...

08 Kasım 2006

3. diş geliyooor!

Kırmızı Balık'ın 3. dişi yolda! Kırmızı Balık birkaç gecedir çok sık uyanıyor, gün boyu dişetlerini kaşımak için bulduğu her şeyi ağzına götürüyor ve zaman zaman dişinin acısıyla ağlıyor. Henüz diş görünmese de dişetindeki kabarıklığa bakılırsa 3. diş sağ üstten geliyor. Şu diş Kırmızı Balık'ın canını çok acıtmadan ve anne ve babayı özellikle geceleri çok yormadan gelse keşke...

Ekleme: 3. diş 19 Kasım'da çıktı. Ama Kırmızı Balık rahat bir nefes alamadan 4. diş de gelmeye karar verdi. 4. diş Kasım bitmeden gelecek gibi görünüyor...

04 Kasım 2006

Ayın şarkısı - İnatçı İki Keçi

Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Hep huysuzluk inatçılık bu keçilerin suçu
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Büyük keçi demiş : -Yol ver önce ben geçeceğim
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Küçük keçi demiş:-Olmaz, verirsem öleceğim.
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay

Tam köprünün ortasında iki keçi toslaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İnsanların inatçısı kimbilir ki ne olur?
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay

Bu şarkı da Kırmızı Balık'ın sevdiklerinden... Üstelik inatçı keçi kavramı da kendisine yabancı değil :) Fakat anne ve baba Kırmızı Balık'a şimdilik sadece şarkının yukarıda renkli yazılan ilk bölümünü söylüyorlar. İkinci bölüm içerdiği şiddet öğeleri sebebiyle şimdilik sansürlü :))